19 Ocak 2012 Perşembe

Selen ne diyor?...

Yaşıt çocukları olan arkadaşlarımın çoğu yazdılar bloglarına. Sıra bize geldi şimdi. Bakalım 22 aylık Selen bugün itibariyle neler söyleyebiliyor:


önce yemekler;
maamena: marmelat
meeyni: peynir
neeyni/neeymin: zeytin
det: kek
mamaana: makarna
ba: bal
lo: lor
tüt: süt
thu: su

şimdi de diğerleri;
abıla: abla
anne/ anneah/ anni: anne
annaani/ annanene: anneanne (kelimelerle oynamayı, harflerin yerini değiştirmeyi seviyor!?)
addleh: Adile (temizliğe gelen yardımcımız - haftada bir gördüğü bir insanın ismini "anne" dedikten 10 gün sonra söylemeye başlamış olması beni ayrıca yaralıyor :( Ah Selen ahh!!!... )
cıç: çık
bii: bir
cüç: üç (ama bunu bilinçli söylemiyor. Sadece Aslı'nın laflarından tekrar ediyor)
dada: kaka
babep/ bebbep/ bebe: bebek
deeyze: teyze
tuh: "beni kucağa al"
at: at (hayvan olan)
hhele(her zaman kısık sesle): Selen

Aylardır "baba" dediğini bilmem söylememe gerek var mı? Kendisi lütfedip yaklaşık 3-4 hafta önce "naane" diyerek bana hitab etmeye başlamış ama kısa zamanda "anne"ye geçmiştir.
Yukarıda yazdıklarım sadece bu ay eklediği yeni kelimeler falan değildir. Selen'in söylediği hepi topu bu yazdıklarımdan ibarettir.

Sevgili kızım, iyi düşün, taşın! Sen de konuşsan ne kadar iyi anlaşabileceğimizi bir düşünsene!? Belki artık bize kızdığında bile istediklerini söyleyebileceksin ve ben de olayın ne olduğunu çabuk algılayıp sana daha çabuk yardım edebileceğim!? Hadi be güzelim, hadi! Üzme bizi. Konuş azıcık da gülelim biraz :)

PS: Selen bazı hayvanların seslerini de çıkarıyor. Ama nuh diyor, peygamber demiyor, at dışında bir hayvanın adını telafuz etmeye çalışmıyor!?! Denemiyor bile! İşte seslerini çıkardığı hayvanlar: fil, at, tavuk, kuş, domuz, horoz, kedi, köpek, ördek, aslan. Bir de buraya yazamyacağım kadar çok hareketli anlatımları var! Mesela elini ağzına götürerek "huup", "çorba" demek :)

9 Ocak 2012 Pazartesi

Merhaba!

Karar alınmıştır! Bundan böyle ben, Zeynep olarak yazıyorum yazılarımızı. Başka türlü ikisinin de yaşadıklarını yazmam zor olacak çünkü. Zaten iyice boşladık burayı. Belki bu değişiklik bize iyi gelir de en azından ayda 4 olan ortalama yazı miktarımızı tutturabiliriz yine ;)

Kasım'da Spil'deki orman evlerine gittik. Ben senelerdir merak eder, dururdum orayı. İzmir'e taşındığımızdan beri denk getirememiştik gitmeyi.
Öncelikle ne kadar çabuk ulaşılabilineceğini görüp, bir dahaki sefere günübirlik pikniğe bile gidebileceğimize karar verdik.

Gelelim evlere... Evler eski. Odalar çok küçük. Çarşaf ve her türlü kapkacak götürmek suretiyle gidip kalınabilir.
Ancak bize verilen evin hemen yanında bir kiralık dağ evi daha vardı. Evler tam yanyana değil de, birisi diğerinin hafif önünde olacak şekilde yan yana duruyordu. Yan evin bacasından duman da tam bizim terasa ve evin önüne geliyordu. Dolayısıyla dışarıda evin dışında vakit geçirmek pek mümkün olmuyordu. Ee içeride oturmaya da gelmediğimize biz uzun bir piknik yapıp tırıs tırıs döndük evlerimize. Bir dahaki sefere kalmaya gittiğimizde de yanda gördüğünüz açıklık çim alana bakan, birbirleri olan konumlarını daha çok beğendiğimiz evleri kiralamaya karar verdik.

25 Ağustos 2011 Perşembe

üzgünüm

dalgalı denizlerin kasabasındayız bir süredir. geri dönünce yazacağız, söz. ancak şu anda dalgalarda zıplamakla meşguluz ;)

11 Temmuz 2011 Pazartesi

selen bu aralar neler yapıyor...

bizimki bu aralar hep mama peşinde! yemekten kalkıyor ve kalkar kalkmaz - eğer biz o sırada yiyorsak eğer- hemen bizim yediklerimize sulanıyor!. annem masada ve tezgahta hiçbir şey bırakmamaya çalışıyor. yanlışlıkla bırakacak olursa eğer Selen'i yerde bal yalarken ya da bu şekilde görmemiz çok normal oluyor ;)

7 Temmuz 2011 Perşembe

yaza nasıl girdik?...

yaza biz böyle başladık işte!... kuzenim Ata ve arkadaşım Nazlı ve ailesi ile taaa uzaklarda Selimiye denen bir yere gittik hep beraber. bahar ayıydı, soğuktu biraz. ama biz yine de denize girdik. hatta Selen bile girdi! bir tek annem girmedi denize. pek üşürmüş o soğuk denizde.
biraz gecikmiş bir yazı oldu bu ama, yine de anı olarak kalsın istedim burada.

diğer deniz yazılarımda görüşmek üzere ;)

27 Haziran 2011 Pazartesi

tatilden önceki son gösterim

şimdi ben burada, çemberin eeen solundaki kız oluyorum!
hadi size iyi seyirler!!!


re re re ra ra ra

işte karşınızda en sevdiğim spor dalı: jimnastik!!!
yanda beni gösteri hareketlerimizden birisini yaparken görebilirsiniz ;)

re re re ra ra ra, Şavkarya sen çok yaşa!!!

14 Haziran 2011 Salı

sahneyi seviyorum kardeşim!

eveeet bir gösterim daha bitti... ver elini bir diğeri :P
sahnede olmayı seviyorum kardeşim! hele de en önde, en başta birşeyler yapıyorsam, tutmayın beni!!
ben daha anaokuluna başlamadan annem bu gösteri işlerine pek de sıcak bakmıyordu aslında. ama ne zaman benim istekliliğimi ve özgüvenimin arttığını gördü, o zaman bu sahne işinin çocuklara ne kadar da iyi geldiğini anladı - eğer doğru yapılırsa tabii.
mesela biz gösterimize çalışırken, okuldaki derslerimizi de ihmal etmedik hiç. hepsi devam etti. aylar boyunca da çalışmadık. 1,5 ay kadar falan sadece. yani gösteri hazırlığında hiç ama hiç sıkılmadık arkadaşlarımla.
bu sene artık büyük sınıf olduğumuz için ben bir sürü gösteride vardım! koroda şarkı söyledim, yoga yaptım, ateş dansı yaptım, jimnastik gösterisi yaptım, leopar kız oldum... bir de ilk defa folklor oynadım ben! çok hoşlandığımı söyleyemeyeceğim ama folklorden. fazla yavaş hareket ediliyor ve kıyafetleri çok uzun ve ağır. ama annem bu oynadığımız oyundan dolayı olduğunu - kafkas- diğer oyunları çok seveceğimi bildiğini söylüyor. hadi bakalım, göreceğiz.

7 Haziran 2011 Salı

anneme ve babama nasıl yardım ediyorum

annemin evdeki işlerini epey azalttım sayılır! şöyle ki:
benim babam evde tamir işlerini yapmayı çok ama çok sever. neredeyse her işi kendisi yapar. hiçbir işi tamircilere bırakmaz. ben de o iş yaparken ona vidaları veya kullandığı diğer malzemeleri uzatırdım hep. duvarları delmesi gerektiği zaman ama yine de anneme çağırırdı hep. artık annemi çağırmasına gerek kalmadı! çünkü ben büyüdüm!! o duvarları delerken, ben de etraf kirlenmesin diye elektrikli süpürgeyi onun deldiği yere tutuyorum ve böylece annem de evde bir işi daha az yapmış oluyor :D
her açıdan bir win win durumu söz konusu :D

15 Mayıs 2011 Pazar

anneler günü

Zeynep diyor ki: "Bir Anneler Günü'nde, öğle saatlerine kadar uyuyup sonra da dünyada en çok sevdiğin ve seni anne yapan varlıklar tarafından uyandırlmak kadar güzeli var mı acaba???..."